18 03 2007

Ortaköy Camii

 

   

Ortaköy Camii

Boğaziçi’nin Rumeli yakasında, Beşiktaş İlçesi’nde Ortaköy İskele Meydanı’nın kuzey ucunda ve sahildedir. Güneyi ve batısı denizle çevrili olmak üzere, Boğaz’a doğru uzanan küçük bir burnun üzerindedir. Büyük Mecidiye Camii olarak da bilinir.

Ortaköy Camii, Dolmabahçe Sarayı’nın yapıldığı ve kentin anıtsal dokusunun Boğaziçi’ne doğru uzandığı yıllarda, bu açılışı simgeleyen yapımlardan biri olarak gerçekleştirilmiştir. Caminin bulunduğu yerde daha önce Vezir İbrahim Paşa’nın damadı Mahmud Ağa’nın yaptırdığı bir mescit vardı. 1271’de yapılmış olan mescit, Mahmud Ağa’nın Patrona Halil Ayaklanması’nda ölümünden sonra yıkılmış olmalı. Hadika’daki tanımdan ilk mescidin çatılı veya manastır tonozlu olduğu anlaşılmaktadır.

Mescit, Mahmud Ağa’nın damadı Kethüda Devattar Mehmet Ağa tarafından muhtemelen 1740’lı yıllarda (1163/1749) yenilenmiştir. Hadika, Mehmet Kethüda’nın yaptırdığı caminin “bir şerefeli minare ve mahfel-i hümayun ve bütün levazımatıyla sahil-I hümayun ve bütün levazımatıyla sahil-I deryada inşa” edildiğini belirtmektedir. 1810’lardaki Bostancıbaşı Defterleri’nde de “Mehmed Kethüda Cami-i Şerifi” olarak kayıtlıdır.

Bugünkü cami, Abdülmecid tarafından 1270/1853’te yaptırılmıştır. Giriş kapısı üzerindeki kitabede Abdülmecit’in tuğrası ile birlikte caminin bitirilişini belirten bu tarih vardır. Caminin mimarı Nigoğos Balyan’dır. 1894 depreminde önemli ölçüde zarar gören caminin, minarelerinin petek ve külah bölümleri yeniden yapılmıştır. Ortaköy Camisi, statik açıdan oldukça narin yapılardandır. 1862, 1866 ve 1909 onarımlarından sonra Ortaköy Deresi yatağı üzerindeki temellerinin yeterli stabiliteye sahip olmadıkları ve yapının göçmek üzere olduğu anlaşıldığından 1960’larda önemli bir onarımdan geçti. 20 m derinlikteki sağlam zeminde inşa edilen fore kazıklarla temelin takviyesine girişildi. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü önemli bir restorasyon projesi olarak bilinen bu çalışmalarda 64 fore kazık, cami beden duvarları boyunca karşılıklı olarak kullanılarak ve 80 ton çimento şerbeti enjekte edilerek zemin takviye edildi. Duvar araları oyularak içinden demir putreller geçirildi ve nihayet askıya alınmış olan kubbe sökülerek yerine özgün kubbe formunu elde etmek üzere biri içeride diğeri dışarıda iki ince betonarme kabuk yapılarak kubbe yenilendi.

Ortaköy Camisi bu büyük restorasyondan sonra 1984’te büyük bir yangın geçirdi ve yeniden onarıldı. Özetle cami, özgün parçalara büyük ölçüde bir yenilenmeyle değiştirilmiş ama Boğaziçi girişindeki eşsiz konumu ile İstanbul’un mimari mirasının yapıtaşlarından biri olmayı hâlâ sürdüren bir yapıttır. Cami, 19. yy sultan camilerinin tümünde olduğu gibi iki bölümden, asıl ibadet mekanı olan harim bölümü ile girişin önünde yer alan hünkar kasrından oluşmaktadır. Her iki bölümün meydana getirdiği kompozisyon kuzey-güney aksına göre, batıdaki hünkar girişi dışında, simetriktir. İki ayrı bölümün birlikte yer aldığı doğru ve batı cephelerinde de harim ve hünkâr bölümleri ölçü olarak birbirine eşittir. Bu, Ortaköy Camisi’ni diğerlerinden ayıran ve iki bölümün entegrasyonunu veya eşitliğini ifade eden bir ölçülendirmedir. .

Free Image Hosting at www.ImageShack.usFree Image Hosting at www.ImageShack.us

orjinal boyut için resmi kaydedin

2157
0
0
Yorum Yaz